DEVRİM ÇAĞI VE NEO-KLASİSİZM ÜZERİNDEN ‘HALKA YOL GÖSTEREN ÖZGÜRLÜK’

Eric Hobsbawm’ ın ‘çifte devrim’ olarak tanımladığı Sanayi Devrimi ve Fransız Devrimi, 18. ve 19. yüzyıllardan bugüne kadar etkisini sürdüren kapitalist sistemin ortaya çıkmasını sağlayan modern toplum fikrinin temellerini oluşturur. Basit tanımıyla buharlı makinenin icadı olarak nitelendirilen Sanayi Devrimi, Avrupa’ da gelişen teknolojilerin, toplumun sosyal, kültürel her türlü üretimini betimleyen üretim ilişkisi kavramına dikkat çeker. İnsanın başat ayırıcı özelliği olarak kabul edilen emek kullanımı bu çifte devrim ile sınıfsal farklılıkların ortaya çıkmasında etkendir. Bu dönemden önce bir manor etrafında kurulan yerleşim alanlarında toprak sahibi olan soylular, toprağı işleyen köylüler, toprağı kiralayan serfler ve karın tokluğuna çalışan plepler bulunurken, buharlı makinenin icadı yani raylı sistemin kullanımıyla mobilite sağlanmış, kırsalda yaşayan ve yaşadığı topraklardan başka toprak tanımayan insanlar çalışmak için kentlere göç etmişlerdir. Böylece proletarya olarak tanımlanan kent yoksulları ortaya çıkmıştır. Günde 15-16 saati bulan çalışma süreleri haricinde sadece fizyolojik ihtiyaçlarını gideren tekstil sanayi ve ağır metal işçileri kitlesel işçi sınıfının ortaya çıktığı en büyük alan olmuştur.
Kentlere göç eden, üretim araçlarından koparılan, mülksüzleştirilen halk sınıfsal farklılıklar altında gittikçe ezilmeye, makineleşmiş sistemin karşısında ayakta kalmaya çalışmaktayken, bir taraftan burjuvazinin soylu sınıfına geçmesini engellemek adına barikatları yükselten soylular arasındaki koşullar toplumsal değişim taleplerinin olgunlaşmasına yol açmıştır. Aydınlanma felsefecilerinin temelini oluşturduğu bu bilinçlenme, burjuvazinin monarşiyi yıkıp yerine cumhuriyeti kurmak istemesine böylece milliyetçiliğin ana kaynağı olan Fransız Devrimi’ne neden olmuştur.
Bu döneme kadar soyluların tekelinde olan ‘sanat için sanat’ anlayışı yıkılmış, modern özneye geçişle birlikte sanatçılar da bireyselleşme kavramı içerisinde kendilerine yer ayırmışlardır. Neo klasisizm olarak gelişen sanat anlayışı, Barok ve Rokoko’ nun süslü ve gösterişli tavrına tepki olarak ortaya çıkmış, milliyetçilik, cesaret ve kendini feda etme gibi klasik unsurları kapsamıştır. Devrimin arifesindeki bu toplumsal değişiklik, kültür değişimine dolayısıyla sanatın tanımsal değişikliğine yol açmıştır. Baudelaire’in ‘rönesansın son büyük sanatçısı ve ilk modern’ olarak Delacroix’ in ‘Halka Yol Gösteren Özgürlük’ isimli tablosu Fransız Devrimi’ ni konu alan, sanatta devrimin özünü en iyi anlatan eserdir.
Özgürlüğün savaş meydanlarında kazanılmayacağını vurgulayan, devrim karşıtı olan Delacroix’ ın bu yapıtında, tuvalin tam ortasında elinde fransız bayrağı bulunan bir kadın figürü, şiddetin tam ortasında bulunan simge niteliği taşır. Bu döneme kadar özgürlük güçlü kadın figürleriyle betimlenmişse de, sağ elindeki tüfeği ve halka dönük bakışlarıyla güçlü bir kadını temsil ederken, aynı zamanda yarı çıplak olmasıyla dişil olarak adledilir ve kadınların özgürlük hareketinin başlangıcı adına önem teşkil eder. 18. yüzyılın sonlarına doğru Fransa’nın simgesi olarak kabul edilen, köleler için özgürlüğü simgeleyen Frigya Başlığı, cesetlerden çalınmış kuşak, şapka, mermi çantası gibi üniforma parçaları, ölü kralıyet muhafızlarından oluşan ve adeta figürler için bir sahne niteliği taşıyan barikat, resmin belirgin göstergeleridir. Kirli giysileri ve kaba yüzleriyle ölü bedenler üzerinden özgürlüğe ilerleyen figürler, özgürleşmenin bedelinin ölüm olduğunu söyler niteliktedir. Devrimin bedeli kanla ödenmektedir. Ölüm resmin en gerçek özelliği olurken, devrimin öncüleri olan çocuklar ölüme meydan okuyor görüntüsü verilmiştir. Fransa’ nın ruhunu yansıtan bu insanlar, kaba tabirle ayak takımına aittirler.  Teknik olarak da neo klasisizmden ayrılan Delacroix toplumun, en alt katmanlarını yüksek sanatın kapsamına dahil eder.
Tüm bu okumalar haricinde Delacroix’ nın bir devrim karşıtı olduğu ve devrimi yüceleştirmeye çalışmadığı, devrimin bir fransız tasarımı olduğu göz önünde bulundurulduğunda ise, milliyetçiliği tetikleyen, tek bayrak altında toplanmak istenen halkın görüntüsü subliminal bir mesaja dönüşmektedir.
Etiketler , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: