WABİ-SABİ: YALNIZLIĞIN ESTETİĞİ

Wabi-Sabi: Yalnızlığın Estetiği

 Tarihi Japonya ve Çin’deki neredeyse tüm sanatlar estetik ilkelerini Taozim ve Zen budizminden almaktadır. Bu İki büyük felsefi gelenek, Japon psikolojisi ve kültürüyle özellikle uyumlu olabileceğini ispatlamıştır. Modernin etkisinden bağımsız bir  Çin ya da Japon başyapıtının karakteristiği, işin doğal ve yapmacık olmayan,  hatta ‘rastlantısal’ görünümü olmaya devam eder. Sanatçı, doğa ve onun evrensel rastlantıları ile çalışmakta ve onlara bir düzen vermektedir. Yol gösterici ilkeler Wabi ve Sabidir.

Wabi

Japon-Çin kültür ve sanatının iki baskın ilkesi wabi ve sabidir. Wabi, felsefi yapıyı, yön, yol veya mekanın duyumsanmasını gösterirken, sabi ise bahsi geçen nesne ve onun özellikleri içindeki kökleşmiş estetik yapıdır. Ayrıca,  zamanın işgali, kronoloji ve nesneselliğe de referans verir. Terimler ayrık olarak kullanılmakla (ki bu şekilde bahsedilmeleri gerekir) birlikte, genellikle bir çalışma tanımı ve estetik bir ilke olarak wabi-sabi şeklinde kombine edilir. Wabi’nin temel çağrışımı , yaygın düşüncede  ızdırabı ve üzücü bir kimsesizliği akla getiren, keşişlerin deneyimlediği toplumdan uzaklaşmışlık ya da yalnızlığa dayandırılır. Japonya’da Wabi’ye ancak 14. yüzyıl sonrasında olumlu sıfatlar yakıştırılmış ve bunlar kabul görmüştür. Koren’in öne sürdüğü gibi;

 Keşiş ve çilecinin kendini yalıtma ve gönüllü yoksulluğu, tinsel zenginlik için fırsatlar olarak  bilinegelmiştir.(1)

Aslında wabi’nin kelime anlamı yoksulluktur. Ama maddi servetin yokluğundansa,  maddi servete bağımsızlıktan bahseder. Maddesel zenginliği  geride bırakan maddenin tecritidir. Doğa ve gerçeklik arasında doğrudan bağlantı kurmak için maddiyattan kurtulmuş sadeliktir. Bu bağlığın yoksunluğu aynı zamanda onu tutkudan, süsten ve gösterişten sıyıyır. Wabi basit şeylerle sakin hoşnutluk durumudur. Kısaca wabi, bir yaşam yolu ya da tinsel patikadır. Estetik ilkelerin objelere ve sanatlara uygulanmasından, sabi’den önce gelir. Zen ilkelerinin  wabi tanımı Konfüçyanizm, Taozim, Budizm ve Şinto gelenekleriyle zengin bir birliktelik sağlamakla birlikte, keşişlerin fikirlerine ve inzivaya çekilme sebeplerine odaklanmıştır. Bu felsefi düşünceler benzerdir: Dualitenin yanılsama olarak tanımlanması, ego ve maddi dünyaya bağlılığın acı çekmeye sebep olması, ölüm korkusunun tatmin edici bir hayat yaşamanın önüne geçmesi, hayatın yavaş yavaş tükendiğinin bilincinde olarak doğa ile uyum içinde yaşanması. Japonya’da keşişlerin yaşamı özünde ‘wabi yaşamı’, yalnızlığın ve sadeliğin yaşamı olan wabizumai olarak adlandırılmıştır. Japonya’da 15. ve 16. yüzyıllın  birkaç figürü (Shuko, Rikyu, Ikkyu) wabi’den sabi’ye geçiş yapılmasına karşı gelmişse de, bu süreç, şairler ve artizanlar arasında çoktan vuku bulmuş organik bir süreçtir. Çay Seremonisi sabi’nin ilk  ‘yapmacık’ ifadesidir. Anlamı, wabi ilkelerinin belirli eylemler ve nesnelerle şekillendirilmesidir.

Sabi

Estetik değerlerin görünen ifadesi olan Sabi, Zen’in metafiziksel ve tinsel ilkelerine dayalı inşa edilir ama bu değerleri artistik ve maddi özelliklere dönüştürür. Sabi, düzensiz, mütevazı ve muğlak nesneler içinde sonuçlanan doğal süreçleri önerir. Nesneler ‘nereden geliyor’ ve ‘neye dönüşüyor’ ‘un evrensel bir değişimini yansıtır. Nesneler, dinleyiciyi ya da izleyiciyi, wabi’ye oradan da sabi’ye dönen bir yansıtma ve derin düşünmeye sevk ederek, uysal nitelikli ve insan aklını aşan bütünsel bir perspektif meydana getirmeyi amaçlayan estetik bir deneyimle, her şeye rağmen kışkırtıcı ve uyumlu bir geçicilik yansıtır. Sabi nesneler, mütevaziliğin wabuzaminin bütünsel meyvesi  olması, sezgi ve kavrayışın tercih edilmesi içindeki muğlaklık ,  sebep ve mantıktan öte saf tinselleştirilmiş duyguların meydana gelmesi ve asimetrik olmak bakımından düzensizdirler. Muğlaklık, her bir izleyicinin, hiçbirini dışarıda bırakmadan ya da deneyimlerin kalitesini ve sayısını tüketmeden, nüans kapasitesini ileri taşımasına olanak tanır. Japon Haiku şairi Basho wabizumai’yı dönüştürerek, sabi şiiri içerisinde deneyimlemiştir ve doğanın melankolisi mutlağa yönelik bir tür özleme dönüşmüştür. Ama bu özlem hiçbir zaman dinmez, -‘mutlak’ Zen kelime dağarcığında yer almaz-Wabi ve sabi arasındaki gerilimi kuvvetlendiren ve bitmek tükenmez bir deneyim yapar. Sabi kelime olarak ıssızlık hatta yalnızlıktır. Bu atmosfer müzik ve şiirle, sanat ve dramanın kışkırttığı  hassasiyetle, bir manzaranın kışkırtılan yansıtmasıyla yaratılmıştır. Bahçeleri(zen ve çay), şiiri, seramiği, kaligrafiyi, çay seremonisini, çiçek düzenlemelerini(ikebana), bonsai, okçuluk, müzik ve tiyatroyu kapsayan sabinin tasarım ilkeleri Japon kültür ifade biçimlerinin tayfında tatbik edilmiştir. Wabi ve Sabi’nin birlikteliği iki ayrı terimin tek olarak  kullanılmasına yol açmıştır.

Wabi-sabi

Burada Juniper’in wabi-sabi ile ilgili iki pasajı bulunmakta:

Wabi-sabi terimi geçicilik, alçakgönüllülük, asimetri ve kusurluluk gibi değerleri kapsar. Bu altı çizili ilkeler tamamiyle Yunan dünya görüşü içerisinde kemikleşmiş daimilik, görkem, simetri ve kusursuzluk gibi değerlere, yani kendi Batı eşliklerine karşıttırlar.

Wabi-sabi ,manevi dünya içinde değiştirilemez hayat akışına etki eden fiziksel dünyadaki gelip geçici güzellik değerinin sezgisel takdiridir. Sabi, gösterişsizin, kabanın, kusurlunun hatta çürüğün içinde var olan ölçülü bir güzellik, herşeyin geçiciliğinin içinde bulunan melankolik güzelin estetik bir duyarlılığıdır.(2)

Estetiğin batı ilkelerinin karşıtlığı,  başkalarının ya da doğanın olsun, güç, otorite, dominantlık, bağlılık ve kontrolün Batı felsefi öncüllerinin karşıtlığından  kaynaklanmaktadır. Sanat, kendi değerinin görsel ve dokunulabilir ifadelerini bir kültür olarak üretmiştir. Wabi ve sabi’nin birbirinden ayrılması mümkün değildir. Öte taraftan wabi ve sabi genellikle wabi-sabi sanatı içinde ayrıştırılır. Wabi-sabi’nin tasarım ilkeleri bir çok kategoriye ayrılır: elbette şiir, drama ve literatür gibi güzel sanatlar fiziksel nesnelere sahip değildir, bu ilkeleri farklı yollarla cisimleştirirler:

1. Tür

2. Form

3. Doku

4. Güzellik

5. Renk

6. Sadelik

7. Boşluk

8. Denge

9. Gösterişsizlik(süsten yoksunluk)

Tür:

Materyeller organiktir, sentetik değildir. Parlatılmış, temizlenmiş , yeni ya da yapmacık gibi görünmesi için herhangi bir işlem görmemişlerdir. Bu sebeple  zamansal sürecini belli edecek, alımlı ve dışavurumcu olan bozulmuş tahta, metal, kağıt, kumaş, taş ya da kil kabul edilebilir materyellerdir.

Form:

Nesne doğallığını, bilinçli asimetriyi ya da düzensizliği gösterecek şekilde doğal ve organik olarak şekillendirilir. Form insan düzeneğine maruz kalmamıştır ama kurnazca bir müdahele, kendi doğasının isteğini, özelliklerini, amacına uygun fiziksel karakteristiğini ve yeteneklerini takip eden nesneler yapmaya aracılık eder. Formun bu doğallığı muhtemelen nesnenin ilk ve en çarpıcı karakteristiğidir. Hepsinden önemlisi, iş kendisidir. Bir şeyin sembolü değil.

Doku:

Kullanılan malzemeye uygun olarak doku, engelsiz doğal bir süreçle elde edilen her görünümle birlikte pürüzlü, değişken, rengarenk ve rastgele kalıntılardır.

Güzellik:

Batı standart güzellik anlayışının wabi-sabi içinde yeri yoktur. Teoriye aşina olmayan popüler zihindeki geleneksel güzellik standartları bile zorunlu olarak wabi-sabi değildir. Wabi-sabi, görselin ve duyusalın içinde geçirgenliğin mutlak doğasını bastırır. Konvansiyonel güzelliğin acı ve kırılganlığı, bugünkü boşlukta zamanın geçişi içinde gerçekleştirildiğinden kaybolur. Nesne, ustaca ve anlaşılır detayın içinde, güzelliğin farklı duyumlarını ortaya çıkarır. Ama bu aksettirilen belirli hassasiyetin, soyut belirli detayları, seyirci için zor bir bütünsel deneyimdir.

Aslında, wabi-sabi sanatçıları izleyiciye ‘soyut’ hiçbir şey sunmaz. Wabi-sabi bütünsel bir deneyimdir ve nesneler kendi güzelliğini işin belirli bir detayından değil, iletilen duygudan elde eder. Son kertede  güzel, diğer ilkelerden öte edebiyatın, tiyatronun ya da seremoninin deneyimlenmesiyle daha kolay iletilir.

Renk:

Nesne doğal olmayan ya da göz kamaştırıcı hiçbir şey iletmez. Nitekim renkler susturulmuştur. Işık  dağıtılmış ya da azaltılmıştır. Renkler gösterişten ve tekdüzelikten uzak, doğal kaynaklardan elde edilir. Ayrıca renk, görsel sanat nesnelerine aittir. Juniper’in (12. Yy)Jakuren’den alıntıladığı bir şiir gösterir ki:

Yalnız olmak

adlandırılamayan bir renktir;

sonbahar karanlığında yükselen

sedir ağaçlı bu dağ.


Sadelik:

Sadelik, süslenmiş olmayan ya da süslenemeyen doğal maddelerin kendiliğindeliğini sunar. Aldatmacanın ve gösterişin yoksunluğu, işin sahiciliğini ve wabi-sabi ruhuna uygunluğunu teyit eder.

Boşluk:

Sabi çalışmaları, mekandaki wabi’nin nesnelleştirilmesi iken, burada mekan, perspektifi ve oranı temsil eder. Hiçbir şey henüz ziyan edilmemiştir ama nesnenin etrafında, içinde tüm unsurların birbirine geçtiği ve bütün önem teşkil ettiği, bütüncül bir felsefeyi aktaran yeterli boş alan vardır. Ölçeklendirme mekanın idareli kullanımıdır( çay evi, bonzai),ve boş mekan evrenin doğasını temsil eder( kase ya da fincan, okçuluk, Zen bahçesi).

Denge:

İş, doğal dünya içinde bulunan fiziksel dengeyi yansıtır. Dolayısıyla, simetri için önyargısız bir formül savunulabilir. Çünkü doğa kendisini, diğer ağaçlar,kayalar, su, toprak,humus vb. bağlamında; ormandaki bir ağacın uzun ya da kısa oluşu, ince ya da kalınlığı, yaprakları, eğriliği vb. gibi durumlarla tanımlar. Bir durum olarak denge, sanatçıların bir çalışmaya nüfuz etmesi için bir tasarım ilkesidir. İş, bir ağaç gibi biriciktir. Düzenlilik, tekdüzelik ve reçeteler, ikincil koşul olan sanatçılar tarafından doğal ve zoraki olmayan bir nesne görünümü ve bunların kendi bağlamını yansıtmak için icat edilmiştir.

Gösterişsizlik:

Gösterişsizlik, kimi zaman sanatın neyin içeri alanacağından çok neyin dışarıda bırakılacağını tanımlamak konusunda daha iyi olduğunu gösteren basit bir ilkedir. Gösterişsizlik, geçiciliğin deneyimine bir perspektif duygusu ekler. Sanatçılar yaratıcı çalışmaya alçakgönüllükle, içteklikle ve bir güdünün açıklığa kavuşturulmasıyla yaklaşırlar. Kötü dürtüler sanatı zehirler ve çaresizlik kendisini çalışmanın içinde açığa vurur. Sanatçı, wabi-sabi ruhunun nüfuz ettiği doğal olan şahsi ve savunmasız bir çalışmayı özgürce ve içtenlikle yaratmaya devam etmek zorundadır. Gösterişsizlik anlam karmaşasının unsurunu sağlar, çünkü sanatçılar kendi sınırlarını bilir ve etkili ifadelerden ya da cesur üretimden çekinirler. Koren modernist sanatın, özellikle de wabi-sabi ile sıklıkla karıştırılan minimalizmin ilkelerinin wabi-sabi ilkelerinden ayırt edilmesini özellikle kullanılışlı bulur.  Koren, teknolojinin ve batı pop sanatının pervasızca kabullenildiğini göstermek için  Japonya’da gittikçe terkedilen wabi-sabi tanıklığının iç karartıcı deneyimlerinden kendi konusuna  gelir. Koren’in tablosu(burada düzeltildi) wabi-sabinin tasarım ilkelerini açıklığa kavuşturmaktan öte, çağdaş modernizmin minimalizmi ve wabi-sabi ilkelerini birbirinden ayırır.

MODERNİZM

WABİ-SABİ

kamusal

özel

akılcı

sezgisel

mutlak

göreceli

prototipik

duruma özgü

modüler

değişken

ilerlemeci

döngüsel

doğanın kontrolü

doğa ile harmoni

teknoloji

doğa

makinelere adaptasyon

doğaya adaptasyon

simetrik

organik

karesel

eğimli

insan yapımı

doğal

kaliteli, cilalı, düzgün

basit, pürüzlü, dokunsal

bakım

geçişlilik

duyuların indirgenmesi /zapt edilmesi

 duyuların genişletilmesi

açıklık

muğlaklık

fonksiyonellik, işe yararlılık

doğallık

maddesel

gayri-maddi

bütün hava şartları

mevsimsel

açık, parlak

karanlık, loş

serin

sıcak


Elbette wabi-sabi estetik ilkelerinin en iyi ifadesi uygulayıcı kimselerden gelir. Bu bağlamda bonzai ile ilgilenen Peter Chan, teorik düşüncelerden ana bir takım ilkeleri çıkarsamıştır.

Yedi Estetik İlke

Chan’ın estetik ilkeleri yedi tanedir. Üç temel ilke sadelik, sükunet ve doğallıktır. Sadelik, uygun olan ve en az olanın tatbikidir. Estetik deneyim sonuçlarının derinliği haricinde bunlardan başkasına asla ihtiyaç yoktur. Sükunet, tazelenmiş hissetmeyi ve içe dokunuşu belirtir: ama  teselli ve sakinlik ile, yoksa heyecan ya da aşırı uyarılma ile değil. Doğallık, düzenekten kaçınmaktır. Sanatçılar, insanın hiçbir zaman müdahele etmediği bir alanmışcasına, her zaman doğanın bir parçası olmuş görünen sanat eserleri yapma girişimindedirler. Nesne (bir bahçe, bir yol, hatta bir çit bile) doğal raslantıların bağışlayıcı bir sonucu olarak görünür.

Wabi’den şu iki temek ilkeye varılır: eklentisizlik ve incelikli derinlik (İng: subtle profundity).

Eklentisizlik, çalışmaya kendi taze ve özgün duygusunu verir. Nesne bir şekilde tanıdıktır ama herhangi bir şeye bağımlı değildir. İncelikli derinlik, derinlik kavramıdır. Chan buna ‘ tükenmezliğin bildirimi’ (İng: intimation of inexhaustibility) der. Tükenmezlik terimi Wordsworth’un ‘ölümsüzlük’ kelimesinden daha iyidir. Özellikle burada nesne hemencecik gizlenen ve başarılı bir şekilde açıklığa kavuşan sonsuz olanakları ve nüansıyla bizim ve kendisinin dahilinde yankılanır.

Sabi’den iki ana ilkeye varılır: asimetri ve sade yücelik (İng: austere sublimity).

Asimetri, form ve dengedeki  simetriyi atar ve doğaya uyumlu hale getirir. Bu mekanla,yerle ve orana aykırı olan nesnenin dengesidir. Belirtildiği gibi, bu tarihsel batı estetiğine, resmine, müziğine, şiirine ve neredeyse matematiğin simetri için uygulanan orantı ilkelerine terstir. Sade yücelik, nesneyi ve nesnenin köklü bağlamını indirger. İzleyiciye yüklenen tüm ikinci dereceden şeyler  ve estetik deneyimin müdahelesiyle, nesne şimdi gereksizden yoksun, yüceliği iletir. Bu bir tür minimalizmdir ama hiçbir anlamda modernizm değildir. Sade yücelik, güçlü duygusal bir unsur sağlar. Burada Chan’ın estetik ilkelerinin ilişkisi üzerine bir grafik illüstrasyonu mevcut:

chantablo

ÖZET

 Elbette estetik ilkeler sanat kadar hayatımıza uygulanmadığından soyutlamalar olarak kalırlar. Bu uygulama, günlük çevremizin yaratıcı unsuru ya da elsanatları ve çeşitli sanatların izinde yapılabilir. Estetik,bizi günlük yaşantımız içindeki özdek nesnelerle olan ilişkimizi değiştireceğimiz bir alana taşırken, kültürümüze dair fikirler vermelidir. Sadelik ilkesi, organik kaynaklar ve doğa ile uyumluluğun, bir hayat felsefesi ve de bir yalnızlık felsefesi için, bir sadelik politikası ve hatta bir inzivaya çekilme politikası olarak adlandırılabilecek olgular için pratik uygulamalara sahiptir.Juniper’in sonuçlandırdığı gibi; Wabi-sabi bir yaşam felsefesi ve derinlemesine düşünme için bir araç olarak, uzun zamandır bizi birlikte tutan  çok yaygın bir yapının şahlanmış  çözümü için bir deva  gibi beklenmedik bir alakaya sahip olabilir. Onun gösterişsizlik ve sadelik doktrini, disiplinli  bir bütünlüğü teşvik ederken, fizik dünya içinde aşırı hoşgörünün cesaretini kırar. Nazikçe, sessiz bir yaşam seyrini ve  meditasyona benzer bir yaklaşımın altını çizen kibar estetik bir ilkeyi destekler. Wabi-sabi zihinsel rolü aşağı çeker ve insanın birbirleriyle ve çevresiyle uyumlu olduğu bir yaşam için  sezgisel duyuyu yükseltir. Kendi sonluluğunu ve kendini hatırlatmak için maneviyatın cisimleşmesiyle, tinsenliğini hızla kaybeden bir dünyada insan yaşamının niteliğini yüceltebilir.

Kaynakça

1. Koren, Leonard. Sanatçılar, Tasarımcılar, Şairler ve Filozoflar için Wabi-sabi, Berkeley, Stone Bridge Yayınları, 1994

2. Juniper, Andrew. Wabi-sabi: Geçiciliğin Japon Sanatı, Boston: Tuttle, 2003

Chan, Peter. Bonsai Usta Sınıfı. New York: Sterling, 1988.

Çeviri: Merve Deniz,2012

Bu metin http://www.hermitary.com/solitude/aesthetics.html adresindeki makalenin çevirisidir.

Etiketler , ,

One thought on “WABİ-SABİ: YALNIZLIĞIN ESTETİĞİ

  1. […] oluyor. Bu konuyla ilgili ve Wabi-Sabi ile ilgili oldukça güzel ve detaylı bir çeviriye buradan […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: