SANATÇILAR, TASARIMCILAR, ŞAİRLER VE FİLOZOFLAR İÇİN WABİ-SABİ: ZEN BUDİZMİ, MODERNİZM VE GEÇİCİ TANIM

Wabi-sabi bitmemiş, geçici ve kusurlu şeylerin güzelliğidir.

Gösterişsiz ve mütevazi şeylerin güzelliğidir.

Sıradan olmayanın güzelliğidir.

 

27478025_1_x

A Chair of Expanded Metal, Shiro Kuramata
*Bu metin, Merve Deniz tarafından 2014 yılında Leonard Koren’in ‘Sanatçılar, Tasarımcılar, Şairler ve Filozoflar için Wabi-Sabi’ adlı kitabının bir bölümünden çevrilmiştir.

İdealist Güzellik

Çağdaşlarımın çoğunda olduğu gibi, wabi-sabi’yi 1960ların sonlarına doğru ruhani araştırmalara yöneldiğim gençlik yıllarımda öğrendim. O zamanlar Japon geleneksel kültürü, yaşamın cevaplanması en zor sorularına içtenlikle cevap veriyordu. wabi-sabi bana, yaşama sanatının oranlarını ve ölçülerini baştan yazan, kendi özünde doğa temelli estetik bir paradigma olarak göründü. Aynı zamanda, tüm yaratıcı eylemlerde olan ve her köşe başında çınlayan materyalizme kendini kaptırmadan nasıl güzel şeyler yaratılabileceğinin ikilemini çözdü. Derin, çok boyutlu ve anlaşılması zor olan Wabi-sabi, Amerikan toplumunda azaldığını düşündüğüm güzellik stiline karşı muhteşem bir panzehir olarak göründü. O zamandan beri wabi-sabi’nin modern, yaratıcı, genç ruhun – veya daha sonra nasıl tanımlanacaksa- ortaya çıkardığı beat, punk, grunge gibi estetik olmayan fikirlerle daha ilintili olduğunu düşündüm.

Çay Kitabı

Wabi-sabi’yi ilk defa Kakuzo (Tenshin) Okakura’nın 1906’da yayımlanmş ‘Çay Kitabı’ kitabında okudum. Okakura, wabi-sabi terimlerini kullanmadan aslında wabi-sabi’ye ilişkin bir çok açıya değiniyordu. Muhtemelen, okuyucunun kafasını aslında kendi estetik tartışmasının ve kültürel fikirlerinin özü için gerekli olan yabancı kelimelerle meşgul etmek istememişti. (Kitap Japon olmayan okuyucular için İngilizce yazılmıştı.) Okakura aynı zamanda, wabi-sabi’ye doğrudan gönderme yapmaktan da kaçınmıştı. Çünkü, bu kavramlar halihazırda Japon entelektüeller arasında tartışılıyordu. Okakura’nın kitabından neredeyse bir yüzyıl sonra, bu kavramlar çay seremonisi veya başka bir Japon geleneği hakkında yazılmış her kitap ve dergilerdeki makalelerde özensizce kullanılır oldu. İşin garip tarafı, bu kitaplarda wabi-sabi’yi tanımlamak için kullanılan birkaç cümle -bu kitabın giriş cümleleri- hemen hemen aynıydı. Ayrıca terimler önemsiz kısaltmalar halinde, Japon geleneksel sanatlarının dışladığı yabancı ve sanatla zevk için uğraşan pratikleri tanımlamak için kullanılıyordu. Belki de şu an, standart tanımlamaların ötesine geçmek ve biraz daha derinlere dalmak için kültürel açıdan daha elverişli bir zamandır. Bu bağlamda, wabi-sabi’nin parçalanmış, donuklaşmış çeşitli biçimlerini hep bu hisle arıyorum ve bu düşünce belki de onları mantıklı bir sistem içerisinde bir araya getirme niyetindeyim. Geleneksel bir wabi-sabi yorumcusu, tarihçisi veya kültür otoritesi olmaktan oldukça uzağım, hatta birkaç adım ötedeyim. Satır aralarını okumak, aktüel ile uyuşmak, wabi-sabi bütünselliğini ve ne anlama geldiğini bütünüyle kavrama girişimindeyim. Sonuç olarak bu küçük kitap, bir zamanlar estetik evreninde apaçık ve kapsamlı bir şekilde kurulmuş olan ‘koruma’ fikri için kişisel bir ilk adım, bir deneyim.

Gizlemenin Tarihi
Wabi-sabi nedir diye sorulduğunda, çoğu Japon çekinerek başını sallar ve açıklamanın ne kadar zor olduğunu belirten bir kaç özür cümlesi kurar. Neredeyse her Japon wabi-sabi hissiyatının ne olduğunu anladığını iddia eder. Her şeyden önce, çok temel bir Japon kavramı olsa da, bu hissiyatı açık bir şekilde ifade edebilen de çok azdır. Peki neden? Bazı Japon milliyetçilerinin dediği gibi genetik bir eğilime sahip olmak gerektiğinden mi? Hiç değil. Japoncanın veya kullanımına göre ruh hallerini anlatmakta ustalık isteyen, muğlak, kalbin mantığı olan bir iletişim şekli olmasından, ama şeyleri açıklarken akılcı bir dil olamamasından mı? Küçük bir kısım belki. Ama ana neden elbette kitaplar ve öğretmenler olmadan evvel, hiçbir Japonun wabi-sabi’yi öğrenmemesidir. Bu durum tesadüfi değildir. Tarih boyunca wabi-sabi’nin rasyonel olarak kavranması kasten engellenmiştir.

Zen Budizmi
Belirgin bir estetik tavır olarak wabi-sabi’nin anılmaya başlanmasından beri Zen Budizm’i çevresinde şekillenir. Birçok açıdan wabi-sabi, Zen’in temel ruhani-felsefi öğretilerini örneklemek adına ‘Zen Şeyleri’ olarak anıldığı bile olmuştur. İlk defa çay ustaları, rahibeler ve keşişler gibi wabi-sabi ile karşılaşan Japonlar, wabi-sabi’yi Zen olarak deneyimlemiş ve Zen zihniyetine uygun olarak kavramışlardır. En temel Zen öğretilerinden biri sert bir anti-rasyonel olmaktır. Zen doktrininde temel bilinç yalnızca akıldan akla aktarılmalı, ne yazılmalı ne de hakkında konuşulmalı; ‘’Söylememeyi bilen kişi, bilmediğini söyleyen kişi.’ Bu öğreti, kolayca yanlış anlaşılabilecek kavramların azaltılması için tasarlanmış pragmatik bir basamaktır. Sonuç olarak, hangi maksatla olursa olsun wabi-sabi’nin açık tanımının yapılmasından titizlikle kaçınılmıştır.

İemoto Sistemi
18.yüzyıla kadar, Japonya’daki çiçek düzenleme, çay seremonisi, kaligrafi, şarkı, ve dans gibi ‘sanatlar’ın kültürel bilgisinin dağılımı ve düzenlenmesi özünde aile işi olan kişiler tarafından adeta tekelleştirilmişti. Her grubun usta aile üyesine iemoto denirdi. İlk metin kaynakları, eserler ve diğer malzemeler hakkında araştırmaya ihtiyaç duyanlar tıpkı Zen Budizmi’nde olduğu gibi iemoto tarafından kontrol edilerek, yalnızca onlarla ve onların seçtikleri kişilerle paylaşılıyordu. Özellikle, çay dünyasında İemoto hissedarlarının fikir hakkının bulunduğu wabi-sabi kavramının sırrı para karşılığında ya da iltimaslı durumlar haricinde kimseye verilmiyordu. Wabi-sabi gibi ‘egzotik’ kavramları ustaca gizlemek, aynı zamanda iyi bir pazarlama stratejisi yaratıyordu. Wabi-sabi değerinin davetkar bir parçasını yalnızca bir anlığına müşteriye göstermek, ama aynı zamanda anlamı gizli tutmak iemoto tarzı girişimciliğin en etkili pazar yöntemlerinden biriydi.

Suigetsu_by_Sen_no_Rikyu_-_BMA

Sen no Rikyū tarafından 1575 yılında bir çay seremonisi için hazırlanmış el yazması.

Estetik Gizlemecilik
Wabi-sabi anlamını açığa çıkaran en belirgin durum, estetik sebepler adına esrarengizlik mitinin beslenmesidir. Bazı Japon eleştirmenler wabi-sabi’nin kendi gizemini ve tanımlanması zor özelliklerini sürdürme ihtiyacı olduğundan bahsederler. Çünkü onlara göre, tanımlanamaz durumu wabi-sabi’nin özelliğidir. Wabi-sabi’nin tamamıyla anlaşılamayan –kendinde sonlanan- teolojik bir kıstas olduğuna inanırlar. Bu noktadan bakıldığında, gözden kaçırılan veya tanımlanamayan bilgi, wabi-sabi’nin özündeki ‘tamamlanmayan’ kısmıdır. Düşünsel açıklık veya şeffaflık, wabi-sabi’nin olmazsa olmaz kısımları olmadığından, kavramı tamamıyla açıklamaya çalışmak anlamı yok eder. Belki de bu eleştiriler doğrudur. Estetik alanında, sebep genellikle kavrayışı destekleyici niteliktedir. Japon kılıç ustaları ve eksperleri, geleneksel anlamda –en gizemli koşullar ve yalnızca belirsizlikte gizlenmiş bir bıçağın ‘ruhundan’, aura’dan bahsederler. Bu günlerde, nedense genç kılıç ustaları doğru sıcaklıktaki fırına, metal/kimyasal karışımlara ve –esnek, sert, katı, vb…- kılıcın ruhunun yaratıldığı o gerçek ana ilgisizler. Belki de bu yeni keşfedilmiş tarafsızlık, hayalgücünden geriye kalanları romantizmden daha iyi sıyırıyordur. Ama yine de eğer korunmuş bir estetik yaratılmak isteniyorsa, bazı yöntemlerin gelecek nesillere aktarılması gerekir.

Geçici Tanım

Wabi-sabi, geleneksel Japon güzelliği hakkında düşüncelerimizin en belirgin ve karakteristik özelliğidir. Batı için mükemmeliyetçilik ölçüsü nasıl Yunan estetik oranları ise, wabi-sabi de kısmen Japon estetik değerlerinin bir tapınağıdır. Yaşam yolunun tüm ifadelerini içerisinde taşır. Son olarak, güzelliğin belirgin bir türüdür. Wabi-sabi’yi karşılayacak en yakın kelime İngilizcedeki ‘rustic’tir. Webster, ‘rustic’ kelimesini ‘basit, sanattan yoksun ve sofistike olmayan, düzensiz ve kaba yüzeyler’ olarak tanımlar. ‘Rustic’ kelimesi wabi-sabi estetiğinin yalnızca sınırlı bir boyutunu temsil etmesine rağmen, çoğu kişinin bir wabi-sabi ifadesini gördüğündeki ilk tepkisi ‘rustic’tir. Wabi-sabi, basit, gösterişsiz, doğal malzemelerin ön plana çıktığı ve gündelik nesnelerin kullanıldığı ve bizim çoğunlukla ‘ilkel sanat’ olarak adlandırdığımız şeylerle bazı ortak özelliklere sahiptir. İlkel sanatların aksine, wabi-sabi neredeyse hiçbir zaman temsili veya sembolik değildir. Aslında wabi ve sabi Japonca kelimeleri oldukça farklı anlamlara sahiptir. Sabi soğuk, yavan ve solmuş anlamlarına gelir. Wabi ise, doğada yalnız yaşamanın acısı, toplumdan uzak olmak, bezginlik, keyifsizlik ve neşesizlik duygu durumları gibi anlamlara sahiptir. 14. yüzyılda, iki kelimenin anlamı da pozitif estetik değer ifadesi olarak evrilmeye başlamıştı. Keşişlerin ve dünyevi her şeyden elini eteğini çekmiş kimselerin gönüllü olarak kendini dışlaması ve bilinçli yoksulluğu, ruhsal zenginlik açısından bir fırsat olarak görünmüştü. Şiirsel bir bakış açısıyla bu hayat tarzı, günlük yaşamın minör detaylarına bir atfı besliyor ve doğanın fark edilmemiş ve önemsiz görünen güzelliklerini içselleştiriyordu. Sonrasında ise bu itici basitlik kavramı, yeni şeylerin temeli için yeni bir anlamın, saf güzelliğin yerini alıyordu. Geçen yüzyılların müdahalesiyle wabi-sabi’nin anlamı bugünkü anlamından oldukça uzaklaştı ve bulanıklaştı. Bugünün Japonları wabi’nin aynı zamanda sabi olduğunu, sabi’nin de wabi olduğunu söyler. Çoğunlukla da insanlar, wabi-sabi’nin bir araya getirilişinin bu kitapla olduğunu belirtir.

Ama eğer wabi ve sabi’yi kendi özleriyle ele alırsak, aşağıdaki farklılıklara ulaşırız;

Wabi                                                                  Sabi
Bir yaşam yolu                                                  Nesnesel malzemeler
Ruhani bir patika                                             Sanat ve edebiyat
İçe doğru                                                            Dışa doğru
Öznel                                                                   Nesnel
Felsefi yapı                                                         Estetik Erek
Konumsal olaylar                                             Geçici olaylar

Modernizm ile Karşılaştırma
Wabi-sabi’nin ne olup ne olmadığını anlamak için, 20. yüzyılın sonlarındaki baskın estetik duyumsamanın endüstrileşmiş uluslararası toplumlarda kabul gören modernizmi ile kıyaslamak ve karşılaştırmak yardımcı olabilir. Modernizm, sanat, tasarım tarihi ve felsefe de dikkatleri üzerine toplayan diğer bir kaygan terimdir. Biz burada New York Modern Sanatlar Müzesi’nin daimi koleksiyonundaki çoğu parçada görülen türden bir modernizmi, ‘orta’ modernizmi tarif ediyoruz. Orta modernizm, II. Dünya Savaşı sırasında üretilen pürüzsüz, minimalist uygulamaların olduğu, makineler, otomobiller ve cihazları kapsar. Aynı zamanda, Modern Sanatlar Müzesi’nin kendisi gibi metal, cam ve betondan yapıları da içine alır.

Benzerlikler

-İksi de insan yapımı yapay nesneler, alanlar ve tasarımlardan oluşur.

-İkisi de, kendi zamanlarının temel ve baskın duyumlarına karşı türemiştir. Modernizm, 19. Yüzyıldaki klasisizm ve eklektizme karşı radikal bir dönüşken, wabi-sabi ise 16. Yüzyıl ve öncesindeki Çin’in mükemmeliyetçi ve kusursuzluğuna karşı duruştur.

-İkisi de, bir yapıyı bütünlemeyen dekorasyon düşüncesinden sakınır.

-İkisi de güzellik ereğinin temsil edilemez tarafıdır ve soyuttur.

-İkisi de karakteristik yüzeyleri ile kolayca tanınabilir. Modernizm kusursuz, gösterişli ve pürüzsüzdür. Wabi-sabi ise dünyevi, mükemmellikten uzak ve alacalıdır.

Farklılıklar

MODERNİZM WABİ-SABİ
               kamusal            özel
               akılcı            sezgisel
               mutlak            göreceli
               prototipik            duruma özgü
               modüler            değişken
               ilerlemeci            döngüsel
              doğanın kontrolü            doğa ile harmoni
              teknoloji            doğa
              makinelere adaptasyon            doğaya adaptasyon
              simetrik            organik
              karesel            eğimli
              insan yapımı            doğal
              kaliteli, cilalı, düzgün        Basit,pürüzlü,dokunsal
              bakım            geçişlilik
     Duyuların indirgenmesi /zapt edilmesi       duyuların genişletilmesi
             açıklık             muğlaklık
     fonksiyonellik, işe yararlılık             doğallık
            maddesel             gayri-maddi
            bütün hava şartları             mevsimsel
            açık, parlak             karanlık, loş
            serin             sıcak

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s